Kalp Krizi Genç, Yaşlı Tanımıyor!       nitrik oksit niteworks herbalife shapeworks kalp krizi

 

Düzensiz, stresli yaşam ve beslenme tarzı, kalp krizinin erken yaşlarda ortaya çıkmasını tetikliyor.

Fazla kilolar verilmelidir, fazla kilo kalbin iş yükünü artırdığından kalp yetersizliğini olumsuz yönde etkiliyor.

Karın çevresinin erkeklerde 102 santimetre, kadınlarda 88 santimetrenin
üzerinde olması halinde de kalp damar hastalığı riskinin arttığını ifade
ederek, fiziksel olarak aktif kişilerde kalp hastalığı riskinin %50, inme
riskinin %25 azaldığını söyledi.

Kalp-damar hastalıklarından korunmada beslenme alışkanlıkları da önemli
bir yer tutuyor. Buna göre, doymuş yağ oranının azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren yağların oranının artırılması, besin yoluyla
alınan kolesterole dikkat edilmesi, posa içeren yiyeceklerle meyve-sebze
tüketiminin artırılması, şeker ve tuzun en az seviyede tüketilmesinin
önemine de dikkat çekildi.

Ayrıca vücut ağırlığının kontrol altında tutulması, doğru beslenmeye özen gösterilmesi, stresten uzak durulması,

Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ilk sırayı %43
oranıyla kalp-damar hastalıkları alıyor.

 Uzmanlar, kalp sağlığını korumanın yolunun tedbir almaktan geçtiğini vurguluyor ve ekliyor: Sağlık için dengeli beslenin,düzenli egzersiz yapın, stres, sigara ve alkolden uzak durun.

 

» KALP DAMAR HASTALIKLARI

Gerçekler: Organlarımızın çalışmaları için gerekli olan maddeleri taşıyan kanı pompalamakla görevli
olan kalp, bu görevini yapmak için dakikada ortalama 70 kere kasılır ve her defasında ortalama 70 ml kanı organlarımıza gönderir. Ortalama bir insan ömrü boyunca, kalbimiz yaklaşık 2.5 milyar kez
kasılmakta ve bu süre boyunca 180 milyon litre kanı vücudumuza pompalamaktadır.Organların
canlılığını koruyabilmeleri ve görevlerini yapabilmeleri için besin maddelerine ve oksijene
gereksinimleri vardır. Bunlar organlarımıza kan ile ulaştırılır. Kan ise organlara atardamarlar (arter)
yolu ile taşınır. Kanın atardamarlara pompalanması işini kalbimiz yapar. Her organ gibi kalbin de
beslenmesi gereklidir. Kalbin kendisini besleyen damarlara “koroner damar” (koroner arter)
denmektedir. Koroner damarlarda olabilecek hastalıklar doğrudan kalbin çalışmasını ve verimini
etkileyeceğinden dolayı hayati öneme sahiptir.

sertlikAteroskleroz
Koroner damarların en çok görülen ve en önemli hastalığı koroner aterosklerozdur (damar sertliği).
Bu hastalıkta, koroner damarlarda yer yer, başta kolesterol olmak üzere bir takım maddeler
birikmekte ve buralarda darlıklar ve tıkanıklıklar oluşmaktadır.Burada kalp damar kesitlerinde
ateroskleroz (damar sertliği) gelişmesini görmekteyiz. Damardaki ateroskleroz sonucu oluşan plak
dediğimiz yapılar zaman içinde büyüyebilir ve damar boşluğunu daraltır. Damardaki daralma da,
içinden geçen kan miktarını azaltacağından dolayı kalbin beslenme bozukluğuna bağlı problemler
gelişir.

Oluşan tabloya, koroner arter hastalığı veya koroner kalp hastalığı denir. Bunun sonucu olarak kalbin beslenmesi bozulmakta, kalbin ritmik çalışmasında ve kasılmasında hastalığın ciddiyetiyle orantılı
olarak bozukluklar oluşmaktadır. Koroner arter hastalığı, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de
erişkinlerde başta gelen ölüm ve işgücü kaybı nedenidir.

Koroner arter hastalığı ile mücadelede en önemli adım, hastalıktan korunmaktır. Hastalık bir takım
risk faktörleri varlığında çabuk ortaya çıkmakta ve hızlı ilerlemektedir. İyi kolesterol düzeyinin
yüksek olması (60 mg/dl'den fazla) hastalık riskini azaltmaktadır.

Risk faktörleri nelerdir?

  1. Yaş: Erkeklerde 45 yaşın üstü, kadınlarda 55 yaşın üstü veya erken menopoz
  2. Cins: Erkeklerde daha sık
  3. Aile öyküsü: Birinci derecede (anne, baba, kardeş) erkek akrabalarda 55 yaşından, birinci
    derecede kadın akrabalarda 65 yaşından önce kalp damar hastalığı, kalp krizi (infarktüs) veya ani ölüm bulunması
  4. Sigara içiyor olmak
  5. Hipertansiyon (140/90 mmHg veya daha fazla veya hipertansiyon için tedavi alıyor olmak)
  6. İyi kolesterolün (HDL kolesterol) 40 mg/dl'den düşük olması
  7. Total kolesterolün 200 mg/dl'den fazla olması (kötü kolesterol olan LDL-kolesterolün 130
    mg/dl'den fazla olması).
  8. Hareketsizlik: Haftada en az 3 gün ve günde en az 30 dakika egzersize zaman ayırmalısınız
    (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans, bahçe işleri vs.).
  9. Şeker hastalığı (diabetes mellitus)
  10. Kilo: Bu konuda en değerli kriter, vücut kitle indeksi ve bel çevresidir. Vücut kitle indeksi, kg
    olarak ağırlığın, metre olarak boyun karesine bölünmesiyle elde edilir (VKİ: kg/m2). Vücut
    kitle indeksinin 25’in üzerinde olması veya bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda ise
    88 cm’nin üzerinde olması, yalnızca kalp damar hastalığı riskini artırmakla kalmayıp şeker
    hastalığı, yağ yüksekliği ve tansiyon yüksekliği riskini de artırmaktadır.
  11. Stres: uzun bir zaman sürekli strese maruz kalma, hastalığın gelişmesini
    kolaylaştırmaktadır.
  12. Depresyon: özellikle son yıllarda depresyon da kalp damar hastalıkları yönünden risk
    faktörü olarak kabul edilmeye başlandı.

Ne yapalım?

Bu risk faktörlerinin bazıları değiştirilebilir iken bazıları değiştirilemez (yaş, cins, aile öyküsü gibi).

Kalp damar hastalıkları, soğuk algınlığı, grip gibi geçici ve iyileştiği zaman arkasında iz
bırakmayan hastalıklar değildir. Hastalık geliştiği zaman devamlı ilerlemeye ve problem çıkarmaya
eğilimlidir. Ondan dolayı bu risk faktörleriyle mücadele, hastalığın ortaya çıkışını önlemesi, hastalık
gelişenlerde ise hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılması hatta durdurulmasını sağladığından
dolayı son derece önemlidir. Dolayısıyla kalp damar hastalıkları ile mücadele, değiştirilebilir risk
faktörleriyle mücadele demektir.

Beslenme: Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almanın ilk şartı sağlıklı ve dengeli bir diyet
uygulamak. Bunun için doymuş yağlardan ve tuzdan olabildiğince kaçınmak, meyve, sebze ve lif
yönünden zengin besinlere yönelmek gerekiyor. Doğru rejimin az miktarda hayvansal protein
içermesi, bu proteini ise balık, kümes hayvanları ve soyadan alınması gerekiyor.

Kilo: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında kilo almak geliyor. Öte yandan kilo kaybı,
özellikle karın bölgesinden zayıflandığında kan basıncını hemen düşürerek kalbin boyutlarını küçültüyor.
Tansiyon hafif şekilde yüksekse beslenmede tuzu kesmek, ilaç kullanmadan tansiyonu normale
düşürmeye yardımcı olabilir.

Kalp damar hastalıkları tüm dünyada en önemli ölüm nedenlerinden biri. İstatistiklere göre her yıl 17 milyon kişi kalp krizinden yaşamını yitiriyor, milyonlarca insanın da yaşam kalitesi düşüyor. ABD’de  tüm ölümlerin yüzde 42’si kardiyovasküler kalp hastalıklarından kaynaklanıyor. Ülkemizde de en önde  gelen ölüm ve hastalık nedenlerinden biri olmasının yanı sıra, bu hastalığın Türkiye’de görülme  sıklığının kaygı verici biçimde arttığı gözleniyor. Türkiye; Avrupa ülkeleri arasında, kalp hastalıklarına  bağlı ölümlerde kadınlarda birinci, erkeklerde de beşinci sırada. Kalp damar hastalıklarında,  değiştirilemeyen bazı risk faktörleri var. İlerleyen yaş ve genetik özellikler gibi.

Ancak yine de diğer önemli risk faktörlerini kontrol altına almak ve bu sayede kalp damar hastalıkları  nedeniyle oluşan ölümleri azaltmak mümkün. Örneğin diyet, egzersiz ve ilaç tedavisiyle kardiyak olaylarda yüzde 50’ye varan azalma sağlanabiliyor. Koroner kalp hastalığından korunma
stratejilerinin temelinde ise, öncelikle hastalığa yol açan yaşam tarzını ve çevresel faktörleri
değiştirmek yatıyor!

İşte kalp sağlığını korumanın püf noktaları...

SAĞLIKLI BESLENME
Günümüzde, sağlıksız beslenme şeklinin kalp damar hastalığı üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu artık kesin olarak biliniyor. Diyetin etkisinin araştırıldığı, agresif yağ kısıtlamasının uygulandığı
çalışmalarda, ölümlerde yüzde 30-60 oranında azalma sağlandığı tespit edilmiş. Yine araştırmalara
göre; doymuş yağdan fakir, lif, antioksidan, tekli doymamış yağ ve balıktan zengin beslenme tipi bizi koroner damar hastalıklarından koruyor. Omega-3 yağ asitleri içeren besinler de pıhtı oluşumunu azaltıp damar genişletici etki yapıyor. Yapılan birçok çalışmada, balık tüketimi ile kalp damar hastalıkları sonucu gelişen ölüm arasında ters orantı olduğu ortaya konulmuş. Yani beslenme şekli sadece kan yağları üzerinde değil; kan basıncı, obezite, insüline bağımlı olmayan diyabet ve
pıhtılaşma sistemi üzerinde de etkili oluyor.

Ne yapmalı?
Kalp sağlığınızı korumak için taze sebze, meyve, balık ve lifli gıdalardan zengin beslenmeyi tercih
etmelisiniz. Total yağ tüketiminiz diyetinizin yüzde 30’unu geçmemeli. Doymuş yağ tüketimini yüzde
7-10 ile sınırlandırmalı, çoklu doymamış yağ tüketimini yüzde 10, tekli doymamış yağ tüketimini ise
yüzde 10-15 civarında tutmalısınız. Trigliserid düzeyiniz yüksekse alkol kullanmayın, değilse yine de
alkol tüketimini kısıtlayın. Günlük tuz alımını da 6 miligram ile sınırlandırın.

Detaylı Bilgi ve Yardım İçin Bize Ulaşabilirsiniz.
 2006-2007 © Copyright Herbalclub Kilo Kontrol Merkezi